HALK KAHRAMANLARI ÇAĞI VE KÖROĞLU

Yazan Hasan YİĞİT 08/08/2019 0 Yorum(lar)

koroglu

Köroğlu’yum arka verdim dağlara
Kılıç kalkan hoş yakışır ellere
Çok selam söyleyin ulu beylere
Kan içen beylerin günüdür bugün.
 
İsa’dan sonra bin yılına gelindiğinde, Avrupa’da Katolik Hıristiyanlık bir yandan, yönetici soylular bir yandan, halkın sırtına vergi üstüne vergi yüklüyor, kendileri varlık içinde yaşarken, halk yoksulluk, hastalık, bilgisizlikle boğuşuyordu. Yoksullaşan insanlar, umutsuzluk içinde iş bırakmaya, soygunlar yapmaya, dağlarda çeteler kurmaya başladılar.  Avrupa karışıktı, açtı. 1100’lere doğru, durum daha da karışınca, aç insanlara bir hedef göstermek gerekti. Hedef gösterilen yere gidilecek, yağmalar yapılacak, cepler doldurulacak, yüzler gülecekti. Bu oyun, yöneticilerin, tarihte sık uyguladıkları bir oyundu. 
 
Troya Savaşı, Kadeş Savaşı… Yağmalama amacıyla çıkarılmış savaşlardı. Ancak, her savaşa iyi bir kılıf bulunması gerekiyordu. ‘Ben falan yeri  yağmalamak için sizi savaşa götürüyorum, takılın peşime,’ diyemezdiniz. Akha kralları, yağmalamak istedikleri Troya için, ‘Troya Prensi Paris,  Kraliçemiz Helene’yi kaçırdı, öcünü alacağız,’ deyip saldırdılar.
 
İkinci  Ramses ise, ‘Hititliler, Suriye’deki kalelerimizi aldı,” gerekçesiyle saldırıya geçti. 
 
Halkı savaşa inandırmak için en çok görev din adamlarına düşüyordu. Katolik din adamları Avrupa’nın köylerine, kentlerine dağılıp halkı kışkırtmaya başladılar: “Kudüs, peygamberimiz İsa’nın doğduğu kenttir. Ama ne yazık ki Müslümanların elindedir. Gidip Kudüs’ü onlardan alalım. Kudüs çevresini yağmalayalım. Onların malları bize helaldir.” Böylece yaklaşık iki yüz yıl süren Haçlı Seferleri başladı. Ancak Kudüs’u alamadıkları gibi, umdukları yağmayı da yapamadılar. Açlık, kıtlık, hastalık daha da arttı. Kargaşa tavan yaptı. İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard, büyük havalar atarak deniz yoluyla geldiği Kudüs önlerinde Selahaddin Eyyubi karşısında attan düşmüş karpuza dönmüş, kardeşi İngiltere’de kendisini din adamlarının da desteğiyle kral ilan etmişti. Yeni kralın baskısından ormana kaçanlardan biri Robin Hood’du. Robin Hood, Kısa sürede Londra çevresinin halk kahramanı oldu. Baskıdan kaçan halkı ormanda toplayıp korudu. Yeni krala karşı eskisinin hakkını savundu. Robin şanslıydı. Hollywood, çektiği filmlerle onu dünyanın en tanınan halk kahramanı yaptı.
 
İngiliz Kralı ile güç gösterisi yapan Alman İmparatoru, yüz bin kişilik bir ordunun başında kara yoluyla Kudüs’e ulaşmak için yola çıktı. Ancak, Selçuklu Sultanı Anadolu’da baskınlar yapa yapa, Alman İmparatoru’nun tüyünü teleğini döktü. Halep’e beş bin aç, yorgun ve hasta askerle gelebilen İmparator, bir an önce dönmenin yollarını aramaya başladı. Almanya, İsviçre, Fransa’da halk daha da yoksullaşmış, baskılar dayanılmayacak kadar artmıştı. İsviçre Almanya arasında bir vali, zorbalığı o kadar arttırdı ki, halk ayaklanma noktasına geldi. “İnsanlar, her gün bana saygı gösterecek,” dedi vali. “Bunun için kentin büyük alanına bir direk dikecek, üstüne şapkamı giydireceksiniz. Gelen geçen, direğin önünde önce saygı duruşu yapacak, ardından şapkamı selamlayıp gidecek.” Alandan küçük oğluyla geçen Giyom (Wilyam) adlı bir avcı selam vermediği için yakalanıp valiye götürüldü. Vali, “Oğlunun başına bir elma dikin. Yüz adımdan elmayı vurursa salın gitsin. Vuramazsa cezalandırın.” Giyom elmayı vurdu, yörenin halk kahramanı oldu. 
 
1250’lere doğru Anadolu Moğolların saldırısına uğradı. Moğollar, çekirge sürüsü gibi daldıkları Anadolu’yu yağmaladılar, kuruttular. İnsanlar büyük acılar çekti. Bu acıların ardından halk kahramanı Köroğlu ortaya çıktı. Bolu Beyi’nin seyisi (at bakıcısı) olan Yusuf, Beyi’nin istediği atı bulamayınca kör edildi. Bolu’dan köye döndü. Dönerken yanında getirdiği kır tayı oğlu Ruşen Ali’ye yetiştirtti. Ruşen Ali büyüdü, Köroğlu oldu. Kır tay büyüdü, Kırat oldu. Köroğlu, babasının ve halkın öcünü almak için Çamlıbel dağlarına çıktı. Bolu Beyi ile kavgaya girişti. Halk onu çok sevdi. Ünü Adriyatik Denizi’nin doğusundan Çin içlerine dek yayıldı. 24 ayrı Köroğlu Kolu (anlatım bölgesi, bahrı) ortaya çıktı. 
 
Erzurum, Kars, Tiflis Köroğlu bölgesinde Kiziroğlu (kizir: muhtar yardımcısı) adlı bir halk kahramanı çıktı:
 
Aldı Köroğlu:
Bir at biner ala paça,
Ecel vermez Kırat kaça
Az kalsın ortamdan biçe
Kiziroğlu Mustafa Bey.
 
Köroğlu ile Kiziroğlu önce dövüştü, ardından dost oldular.
Köroğlu, doğuya doğru açılımını sürdürdü. Azerbaycan Kolu, Kırgızistan Kolu…
Köroğlu’nun diğer halk kahramanlarından bir başka özelliği, çok geniş bir
coğrafyada anlatılıyor olmasının dışında Türkçenin büyük bir halk ozanı olmasıdır. Şiirleri, oyunları ile kültürümüzün silinmez, kazınmaz bir parçası olmuştur.
 
Aldı Köroğlu:
Kimisi odun devşirir
Kimisi kahve pişirir
Al giyen aklım şaşırır
İlle mavili mavili.
Köroğlu der ki övdüğüm
Boyuna kurban olduğum
Pınar başında bulduğum
İlle mavili mavili.
Hasan Yiğit, Köroğlu, Nar Çiçeği Yayıncılık.
Halk Kahramanımız Köroğlu’nun söylencesi, şiirleri.

Yorum Bırak

SON YAZILAR - KitapElimde BLOG
HALK KAHRAMANLARI ÇAĞI VE KÖROĞLU

HALK KAHRAMANLARI ÇAĞI VE KÖROĞLU

Hasan YİĞİT 08/08/2019 0
Köroğlu’yum arka verdim dağlaraKılıç kalkan hoş yakışır ellereÇok selam söyleyin ulu beylereKan içen beylerin günüdür bugün. İsa’dan sonra bin yılına gelindiğinde, Avrupa’da Katolik Hıristiyanlık bir yandan, yönetici soylular bir yandan, halkın sırtına vergi üstüne vergi yüklüyor, kendileri varlık içinde yaşarken, halk yoksulluk, hastalık, bilgisizlikle boğuşuyordu. Yoksullaşan insanlar, umutsuzluk içinde i...
DEVAMINI OKU
HAYAL KURUN, DURMAYIN HAYAL KURUN!

HAYAL KURUN, DURMAYIN HAYAL KURUN!

Hasan YİĞİT 08/08/2019 0
Hayal kurmadan olmaz. İnsan hayal kurarak bugünlere geldi. Binlerce yıl önce kuşlara baktı, dedi: “Onlar uçuyor, gidecekleri yere hızla gidiyor. Benimse yürümekten canım çıkıyor. Ben de uçamaz mıyım?”Uçmayı kafaya taktı ya; eli kolu sıvadı, beynini zorladı.Bunun için hayaller kurdu. Hayallerinde uçtu. Kanatları yoktu. Elleriyle yüzebilirdi ama uçamazdı. Ne gam!...O da uçan halı’yı hayal etti. Oturdu halının...
DEVAMINI OKU
UYGARLIKLAR BEŞİĞİ ANADOLU

UYGARLIKLAR BEŞİĞİ ANADOLU

Hasan YİĞİT 08/08/2019 0
Asya, Afrika, Avrupa uygarlıkları (Uzakdoğu Asya dışında) üç ayaklı bir sacayağına benzer. Sacayakları, Mısır, Sümer ve Anadolu’dur. 1800’lerden sonra gelişen Anglo-Sakson sömürgeci anlayışa göre; Uygarlığın beşiği eski Yunan’dı. Batı uygarlığı onlarla doğmuş ve yayılmıştı. Sanayileşen ve sömürgeciliğe yelken açan Avrupa’nın bu anlayışı algılatmaya gereksinimi vardı. Ama doğru/gerçek bu değildi. Ne gam! Uyg...
DEVAMINI OKU
ÇOCUKLARDA DÜZGÜN KONUŞMANIN ÖNEMİ

ÇOCUKLARDA DÜZGÜN KONUŞMANIN ÖNEMİ

Hasan YİĞİT 01/08/2019 0
Dil ola kese savaşı,Dil ola kestire başı…Dilin iletişimdeki önemini, tatlı dilli ya da yılandilli olmayı Yunus Koca’nın yukarıdaki dizelerinden daha iyi kim anlatabilir? Yatıştırıcı, uzlaştırıcı, tatlı bir dil kullanırsınız, kavgalara son verirsiniz. Kırıcı, aşağılayıcı bir dil kullanırsınız, yani yılandilli olursanız başınızdan olursunuz.Tatlı dilli insanlara herkes yanında yer açar. Ne diyor Neşet Ertaş:T...
DEVAMINI OKU
AMAN ÇOCUKLAR, NE OLURSUNUZ, “BAŞIMIZA İCAT ÇIKARINIZ!”

AMAN ÇOCUKLAR, NE OLURSUNUZ, “BAŞIMIZA İCAT ÇIKARINIZ!”

Hasan YİĞİT 01/08/2019 0
Dünyada, Türkiye toplumunun dışında buluşlar yapılmasına, yeniliklere yelken açılmasına karşı çıkan başka toplum var mıdır?Başımıza icat çıkarma!Eski köye yeni âdet getirme!... deyimleri bizden başka hangi toplumlarda kullanılıyor olabilir?Buluşlara, yeniliklere toplumun tümü karşı değil elbette.Buluşlar olmasaydı, insanoğlu çiğ et, çiğ börülce, çiğ lahana yiyor, beline bağladığı deri parçasıyla dolaşıyor, ...
DEVAMINI OKU